Şiiri eline aldığında âşık, haksızlıkla yüz yüze geldiğinde sert, memleket meselesi açıldığında ise sorumluluk almaktan kaçmayan bir karakter.
Batman’ın sert rüzgârında büyümüş, bu coğrafyanın acısını da umudunu da içine çekmiş bir isim.
Onu sadece sahnede bir sanatçı, sadece meydanda bir aktivist ya da sadece siyasette bir figür olarak okumak eksik kalır.
Çünkü Orhan Doyan, kalbiyle düşünen, sözüyle yürüyen ve duruşuyla iz bırakan bir hikâyenin öznesi.
Bu söyleşide; mısralarla kurduğu aşk dilinden Filistin için yükselttiği itiraza, siyasetin mutfağında edindiği tecrübeden ‘Gönüllerin Efendisi’ne uzanan yolculuğunu tüm açıklığıyla anlatıyor.
Kırgınlıkları saklamadan, romantizmi inkâr etmeden, mücadeleyi süslemeden…
Kimi zaman bir şiirle yumuşayan, kimi zaman bir cümleyle sertleşen bu anlatı; bir insanın, bir şehrin ve bir davanın iç içe geçmiş hikâyesi.
-Orhan Doyan kimdir?
Orhan Doyan, bir yandan aşkı mısralara dökerken, diğer yandan haksızlığın karşısına sert ve dimdik dikilen bir duruşun sahibidir. Bir tarafı mazlum coğrafyaların çığlığını duyan aktivist, bir tarafı memleket siyasetinde yıllarca sorumluluk üstlenmiş bir isim… Ama en temelde; kalbiyle yaşayan, sözüyle yürüyen, duruşuyla şekillenen bir yürektir. Batman’ın petrol kokan rüzgârında büyüdüm. Bu şehir bana hem sevmeyi hem direnç göstermeyi hem de insanın insana lazım olduğunu öğretti.
Benim kimliğim; sanat, siyaset, mücadele ve merhametin birlikte yoğrulduğu bir yapıdır.
-Bugüne kadar hem sahnede hem sahada bulundunuz. Sanat, siyaset ve aktivizm üçgeninde neler yaptınız?
Benim yolculuğum tek çizgide ilerlemedi; çünkü tek çizgi hiçbir zaman beni anlatmadı.
Sanatta: Kürtçe ve Türkçe eserler seslendirdim. Güzel Gözlüm, Goristan, Ey Amerika, Kahrolsun İsrail gibi toplumsal mesajlı şarkılara kadar geniş bir repertuar oluşturdum. Her eserimde insani, İslami ve vicdani bir mesaj taşımaya çalıştım. Aktivizmde Filistin davasını en yüksek tonda savundum. Çocuk istismarına, hayvan haklarının ihlaline, insan hakları ihlallerine karşı her zaman net bir duruş sergiledim. Sessiz kalmak bana göre değildi; ben hep sözün en doğru yerde en yüksek çıkması gerektiğini düşündüm. Siyasette hem AK Parti’de hem Yeniden Refah Partisi’nde aktif görevlerde bulundum. Kurucu İlçe yönetimi, il başkan yardımcılığı, medya tanıtım başkanlığı, seçim işleri başkanlığı... Sokağın nabzını da seçim sandığının heyecanını da defalarca yaşadım. Benim için siyaset; koltuk değil, milletin omuz yükünü taşımaktır.
– Bugün siyasette daha mesafeli görünüyorsunuz. Bu bir kırgınlık mı yoksa bilinçli bir tercih mi?
Ne kırgınlık ne kopuş… Bu, daha doğru durakta durma çabasıdır. Siyaset benim için hâlâ bir mücadele alanıdır ama artık alana sadece makamla değil, eserle, sözle, duruşla girmek istiyorum. Bağım kopmadı; sadece yöntemim değişti. Siyasetin bana öğrettiklerini iki cümle özetler: Siyaset, yükü kaldırabilen omuz ister; omuzdan kaçan değil. Sandık biter, seçim biter ama insanın arkada bıraktığı iz, bitmez.
– Gönüllerin Efendisi kitabı birçok kişi için romantik bir sürpriz oldu. Sizi kitaba iten şey neydi?
İnsan bazen taşıdığı duygulara söz yetiremez; kelimeler kendi yolunu bulmak ister. Ben yıllardır yazıyordum ama yayımlamak için doğru zamanı bekliyordum. Çünkü her şiir bir ruh hâlidir, her kitap bir doğum gibidir. Bir gün baktım ki içimdeki birikim artık sadece bana ait kalmak istemiyor. İnsan bazen kendini kitapla tamamlar. Gönüllerin Efendisi böyle doğdu: Aşkın, hüznün, direnişin ve umudun aynı gövdede toplandığı bir eser olarak…
– İçinde sizin için özel bir şiir var mı? Hem romantik hem de sert bir tarafınız olduğunu biliyoruz.
Evet, var. Örneğin şu dizeler hem romantizmin hem mücadelenin izini taşır:
Artık vakti geldi ruh bedenden ayrılsa
Ayrılıkta bir ölümdür bunu bilene sorsa
Satmışım bu dünyanın köküne kibrit çaksa
Hasret çeker keder çeker gam çeker
Bu dizeler hem sevdayı hem direnişi aynı nefeste anlatır.
– Yeni bir kitap geliyor mu? Batman’ın kültür dünyası bu sorunun cevabını merak ediyor.
Elbette. Yazmak benim için bir nefes, bir iç hesaplaşma. Yeni kitabım daha sert, daha politik, daha derin olacak. Şiirlere devam düşünce yazıları da; hayatın tokadı da insanın sığınağı olan dua da…
Ve fevkalade bir öykü geliyor. Bir kitap değil; bir manifesto gibi olacak.
– Orhan Doyan’ın yarına dair hedefleri neler? Hem politik hem sanatsal hem bireysel olarak…
Benim hedefim büyük ama iddiam kibir değil; emek üzerine kurulu. Sanatta Batman’ın kültür dünyasını büyütmek, gençlere yol açmak, şiiri şehre yeniden sevdiren isimlerden biri olmak. Siyasette hangi makam, hangi pozisyon olursa olsun; adaleti savunan, vicdanı merkeze alan, halkın içinde dolaşan bir duruşu sürdürmek. Toplumsal olarak, mazlumun yanında, zalimin karşısında olmaya devam etmek. Bu konuda asla geri adım atmam. Kişisel hayalim, bir gün ardımdan ‘Bu adam sadece yaşamadı; iz bıraktı’ densin. Çünkü insan, nefesi tükendiğinde değil; izi silindiğinde ölür. Benim yolum uzun, niyetim temiz, sözüm nettir. Bazen bir şiirle dokunurum kalplere, bazen bir duruşla sarsarım düzeni. Ama her halimle Orhan Doyan’ım; doğduğum şehrin, inandığım davanın, sevdiğim insanlığın evladıyım.