Ana içeriğe geç

Batman Kadraj Dergisi, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Reyhan Caner Ahmadi
Reyhan Caner AhmadiKöşe Yazarı

Kökler görülmüyor,yalnızca gölgeler

Son zamanlarda “doğunun hikâyesini” anlatma iddiasıyla karşımıza çıkan diziler, her bölümde aynı yanılgıyı yineliyor.

Kökler görülmüyor,yalnızca gölgeler
Son zamanlarda “doğunun hikâyesini” anlatma iddiasıyla karşımıza çıkan diziler, her
bölümde aynı yanılgıyı yineliyor.
Köklerden, gelenekten, aidiyetten söz ediyorlar ama o köklerin toprağını hiç tanımıyorlar.
Oysa bir halkın kültürü; yalnızca kan, töre ve silahla değil, bin yıllık sözlü mirasla, sofradaki
bereketle, misafirperverlikle ve dilindeki zarafetle var olur.
Ekranlarda gördüğümüz kadarıyla doğu, hep karanlık bir fon gibi kullanılıyor.
Oysa orada sabah güneşiyle birlikte uyanan dengbêjlerin sesi vardır;
her dağın eteklerinde yankılanan bir masalın, bir aşkın, bir halkın belleğidir o ses.
Kadınlar, yalnızca susan figürler değil; kültürün taşıyıcılarıdır.
Evlerinin avlusunda kilim dokurken, aynı zamanda kimliklerini, hikâyelerini, geçmişlerini de
ilmik ilmik dokurlar.
Bir düğün, sadece bir evlilik değil, bir toplumsal buluşmadır.
Herkes aynı sofrada oturur, aynı ezgiye eşlik eder.
Misafir geldiğinde kapı ardına kadar açıktır;
çay demlenir, ekmek bölünür, paylaşmak bir alışkanlık değil, bir yaşam biçimidir.
Ama dizilerde bu zarafet, bu incelik neredeyse hiç görünmez.
Yerine, bağıran erkekler, susan kadınlar, tüfek sesleri ve kinle örülmüş sahneler konur.
Oysa gerçek, o gürültüde değil; sessizlikte gizlidir.
Bir ninenin dua ederken mırıldandığı Kürtçe sözcüklerde,
bir çocuğun sokakta söylediği halk şarkısında,
bir annenin tandır başında yoğurduğu hamurun içindeki sevgidedir.
Bir halkın kültürünü anlatmak istiyorsan, önce onun sofrasına oturmayı, dilini duymayı,
sessizliğini dinlemeyi bilmelisin.
Köklerden söz etmek cesaret ister — çünkü kökler sadece toprağa değil, geçmişe, acıya,
sevince ve onura da bağlıdır.
Bizim kültürümüz, ne sadece töredir, ne de sadece direniş.
Bizim kültürümüz, birlikte yaşamanın, üretmenin, şarkı söylemenin kültürüdür.
Ve o kültür, hiçbir senaryoya sığmaz; çünkü yaşayan bir dildir,
her sabah yeniden doğan bir halkın hikâyesidir.
Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın