Gündem

Bir memleket aşığı: Dr. Yusuf Azizoğlu

 Bir hekim, bir devlet adamı, bir vicdan abidesi…

Bir memleket aşığı: Dr. Yusuf Azizoğlu
21-07-2026 20:14

 Bir hekim, bir devlet adamı, bir vicdan abidesi…

Bazı insanlar vardır ki, doğdukları şehirden çıkıp bir ülkenin hafızasına kazınırlar.

Onlar sadece yaşadıkları çağın tanıkları değil, o çağa yön veren ruhlardır.

İşte Dr. Yusuf Azizoğlu, bu toprakların bağrından çıkmış, ömrünü insanına ve memleketine adamış o nadir insanlardandı.

KÖYDEN ÇIKAN BİR IŞIK

1917 yılının ilk günü, Diyarbakır’ın Silvan ilçesine bağlı Mescit Mahallesi’nde, Sadun Axa ile Gülistan Hanım’ın oğlu olarak dünyaya geldi.

O gün belki kimse bilmiyordu ama bu topraklardan bir gün “memleket sevdasıyla yanan bir hekim” çıkacaktı.

Silvan’da başladığı eğitimini Diyarbakır’da sürdürdü. Ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde doktorluk eğitimi aldı ve 1942 yılında mezun oldu. Henüz 25 yaşında, elinde çantasını alıp doğduğu topraklara geri döndü.

O yıllar, savaşın gölgesinde açlık ve yokluğun insanları kıskaca aldığı dönemlerdi. Ama o, tüm zorluklara rağmen memleketine dönmeyi, kendi halkına hizmet etmeyi seçti.

DOKTOR BEG: HALKIN KALBİNDE YAŞAYAN HEKİM

Silvan’a döndüğünde insanlar onu “Doktor Beg” diye çağırmaya başladı.

O, sadece bir doktor değildi; köylünün dostu, yoksulun umudu, anaların duasıydı.

Cuma günleri muayenehanesinin kapılarını ücretsiz açardı.

“Bir köylünün duası, paradan değerlidir” derdi hep.

Hastalarını maddi duruma göre değil, vicdan terazisinde tartardı.

O dönemde Silvan Belediye Hastanesi’nde başhekimlik yaptı, ardından 26 Mayıs 1946’da yapılan seçimlerde Silvan Belediye Başkanı seçildi.

Artık sadece bireylerin değil, bir şehrin yaralarına merhem oluyordu.

BİR ŞEHRİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN PROJELER

Başkanlık döneminde Kaniya Mezın ve Kaniya Navin sularını ıslah ederek, Silvan’ı ilk kez içme suyuna kavuşturdu.

Bu sular yalnızca susuzluğu gidermedi; tarımı, bahçeleri, bağları yeniden diriltti.

Sulama kanalları açıldı, toprak verimlendi, halkın yüzü güldü.

Ve en önemlisi:

1948 yılında, Türkiye’nin birçok yerinde elektrik yokken, Silvan’da elektrik üretimi başladı.

Halk buna “Bira Elektrik-i” diyordu.

O küçük tesis, bir kentin medeniyetle tanışmasının sembolü oldu.

SİYASETTE BİR VİCDAN

1950 seçimlerinde Demokrat Parti’den Diyarbakır Milletvekili seçildi.

Ama Ankara’nın soğuk duvarları onu değiştirmedi.

Koltuğa oturduğunda bile gözü hep Silvan’daki çocuklardaydı.

Ankara’da görev yaparken bile Silvan’a dönüp halkı ziyaret eder, hastalarına bakardı.

Kendi arazisini bağışlayarak Silvan’a bir hastane yaptırdı; 1952–1953 yıllarında zengin bir kütüphane kurdu.

Ne yazık ki o kütüphane yıllar sonra talan edildi ama halkın zihnine bıraktığı bilgi sevgisi asla kaybolmadı.

BİR HALK DEVRİMİ: SAĞLIK BAKANLIĞI DÖNEMİ (1962–1963)

1962 yılında Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanı olarak atandığında, Türkiye’nin sağlık sistemi kağıt üzerinde bir hayal gibiydi.

Dr. Azizoğlu, o hayali gerçeğe dönüştürdü.

“Her köye bir sağlık ocağı!” dedi.

Bu bir cümleden ibaret değildi; o cümle, köylere, dağ başlarına, çadırlara kadar ulaşan bir umut fısıltısıydı.

O sayede binlerce insan ilk kez bir hemşire, bir doktor, bir iğne gördü.

Aşılar köylere ulaştı, doğumlar güvenli hale geldi, ölümler azaldı.

Sadece bir buçuk yıl süren bakanlık döneminde, ondan önceki on sekiz bakanın kırk yılda yapamadıklarını başardı.

Ama bu vizyonu, dönemin siyasi dengeleriyle çatıştı.

İsmet İnönü’nün kabinesinde yer alan Azizoğlu, “memleketin doğusuna göz kulak olan adam” diye anılıyordu.

İnönü, onun bağımsız tavrına sinirlenmiş, “Cumhuriyet var oldukça o ve onun gibiler bir daha kabineye giremeyecek” demişti.

Ama halk, o sözü hiç duymadı. Çünkü o halkın gönlündeki yerini çoktan almıştı.

BİR FİKİR İNSANI, BİR CESARET SİMGESİ

Dr. Yusuf Azizoğlu, yalnızca hekim ya da siyasetçi değil; bir fikir insanıydı.

1942’de Remzi Bucak, Musa Anter ve Faik Bucak ile birlikte Dicle Talebe Yurdu’nu kurdu.

İleri Yurt gazetesinde yazılar yazdı.

“Kımıl” şiiri yüzünden gazete kapatıldığında, o düşünce özgürlüğü uğruna geri adım atmadı.

49’lar davasında yer aldı — çünkü susmak, onun fıtratına aykırıydı.

Bir hücre duvarında yazılı şu sözler, adeta onun yaşamının özeti gibiydi:

“Esaret bahçesinde gül olmaktansa, hürriyet bahçesinde diken olmayı tercih ederim.”

Ayrıca Diyarbakır’a bir üniversite kazandırmak için büyük çaba gösterdi, hatta dönemin Amerika işbirliğiyle güçlü bir radyo istasyonu kurulmasını sağladı.

Kürtçe yayınlara izin çıkmayınca üzüldü; çünkü onun tek gayesi, halkın dilini ve kültürünü meşrulaştırmaktı.

BİR HALK KAHRAMANININ VEDASI

1 Mayıs 1970’te, Dr. Yusuf Azizoğlu bu dünyadan göçtü.

Ama arkasında bir hastane, bir fikir, bir vefa ve bir ahlak bıraktı.

Silvan Devlet Hastanesi bugün onun adını taşıyor.

Ama o hastane, sadece bir bina değil; onun memleket sevgisinin, hizmet ruhunun yaşayan simgesidir.

UNUTULMAYAN BİR İSİM, YAŞAYAN BİR HATIRA

Dr. Yusuf Azizoğlu’nu anmak, yalnızca bir siyasetçiyi değil; bir ahlak öğretisini, bir vicdan geleneğini hatırlamaktır.

O, bize “makam insan için, insan da memleket için vardır” sözünün anlamını gösterdi.

Yoksulun duasına kulak veren, halkın yanında duran, ışığıyla bir şehri aydınlatan o adamı unutmak mümkün değildir.

Bugün Diyarbakır’ın, Silvan’ın, hatta bütün bu toprakların tarihinde onun adı, bir dua gibi yankılanır:

Ruhu şad, hatırası daim olsun…

Doktor Beg, sen bu toprakların vicdanında yaşamaya devam ediyorsun.


Editor : Yusuf Kavak
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?
BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ÇOK OKUNAN HABERLER