Beş kardeşli bir ailenin en büyüğü olarak erken yaşta sorumluluk almayı öğrenen Argünağa, gazeteci ve hak savunucusu bir babanın izinden giderek adalet ve hak mücadelesini hayatının merkezine koydu. Hukuk fakültesini bitirdikten sonra İnsan Hakları Derneği’nde üstlendiği görevler, onun için avukatlığın yalnızca bir meslek değil, bir vicdan meselesi olduğunu gösteriyor.
Müzik ise onun hayatında hep vardı. Sosyal medyada paylaşılan sade ama güçlü yorumlar, Selahattin Demirtaş’ın yazıp bestelediği “Elçi’ye Ağıt” ile profesyonel bir kimliğe büründü. Ardından gelen “Bimeşe Amed” ve sahne performansları, Mercan Argünağa’yı kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesiyle buluşturdu.
Sahnedeki varlığını “görünürlük” değil “sorumluluk” olarak tanımlayan Argünağa, Batman Kültür ve Sanat Derneği’nin katkılarıyla müzikal yolculuğunu derinleştirdi. Ciwan Haco ve Şivan Perwer gibi ustalardan ilham alan sanatçı, Kürt müziğine kendi sesini, kendi hikâyesini eklemeyi hedefliyor.
Yakında dinleyiciyle buluşacak albümü, onun için bir sonuç değil; aksine uzun bir yolculuğun yeni başlangıcı. Mercan Argünağa’nın en büyük hayali ise net: Kürtlerin özgürce yaşayabildiği bir gelecekte, şarkıların daha çok umut anlatması.
“Şarkılarla Hak Arayışı Arasında Bir Yolculuk”
Avukatlıktan sahnelere uzanan bir ses: Mercan Argünağa
Bazı sesler sadece şarkı söylemez; yaşanmışlık anlatır, hafızayı diri tutar. Mercan Argünağa da tam olarak böyle bir yerden sesleniyor dinleyicisine. Hukuk mücadelesiyle yoğrulmuş bir hayat, çocuklukta başlayan bir müzik sevdası ve halkına duyulan derin bir sorumluluk duygusu… Mercan Argünağa ile çocukluğundan sahnelere uzanan yolculuğunu konuştuk.
“Bağlar Mahallesi’nden bugüne uzanan bir hikâye”
– Sevgili Mercan, sanat hayatında tanınan bir isim haline geldin ama önce çocukluğunu biraz konuşmak istiyorum. Bize ailenden ve çocukluk yollarından bahseder misin? Kimdir Mercan Argünağa?
Evin en büyük çocuğuyum, beş kardeşiz. Çocukluğum Bağlar Mahallesi’nde geçti. Annem ev hanımı, babam ise gazeteci ve Batman Çevre Gönüllüleri Derneği’nin başkanı. Tanınma konusunda babama yetişmem imkânsız ☺ Kendisi Batman’ın en tanınan simalarından biridir. Çocukluğum daha çok okul sıralarında geçti. Okumayı, araştırmayı ve şarkı söylemeyi çok seviyordum. Müziğe olan ilgim çok küçük yaşlarda başladı.
“Hak arayışı bir meslek değil, bir duruş”
– Asıl mesleğin avukatlık. Bu bölümü okurken ne tür hayaller kurmuştun? Mesleğini sevmedin mi?
Hukuk fakültesini kazandığımda idealist bir avukat olarak, babamdan öğrendiğim hak savunuculuğunu en iyi şekilde yapacağımı hayal ediyordum. Çünkü yaşamın her alanında ciddi hak ihlallerine maruz kalıyoruz. Üniversiteyi bitirip mesleğe başlar başlamaz İnsan Hakları Derneği’ne üye oldum. Üç dönem yöneticilik yaptım ve Cezaevi Komisyonu Sözcülüğü görevini üstlendim. Halkıma olan borcumu bu şekilde ödemeye çalışıyorum. Bu imkânı bana sunduğu için mesleğimi seviyorum.
“Bazı şarkılar kaderi değiştirir”
– Sanat hayatına ilk adımın nasıl oldu? Çok istikrarlı bir yükselişin var. Bunu neye bağlıyorsun?
Aslında küçüklüğümden beri şarkılar söylüyorum. Sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte bağlama çaldığım ve şarkı söylediğim videoları paylaşmaya başladım. Profesyonel anlamdaki ilk müzik deneyimim ise sevgili Selahattin Demirtaş sayesinde oldu. Kameralar önünde katledilen ve hâlâ cinayeti aydınlatılmamış Tahir Elçi anısına yazıp bestelediği “Elçi’ye Ağıt” eserini seslendirme onurunu yaşadım. Ardından yine sözü ve müziği Demirtaş’a ait olan, Amedspor için yazılmış “Bimeşe Amed” marşını seslendirdim. Mehdi Mutlu’nun programında söylediğim şarkıların sosyal medyada gündem olmasıyla sanat yolculuğum hız kazandı diyebilirim.
“Sahne korkusu değil, sahne sorumluluğu”
– Artık sınırları aşıyor ve binlerce seveninle konserlerde buluşuyorsun. Bu seni mutlu ediyor mu? Neler hissediyorsun?
İnsanların seslendirdiğim şarkıları beğenmesi beni çok mutlu ediyor ve motivasyonumu artırıyor. Büyük konserlerimiz oldu ve hepsi de çok coşkuluydu. Sahnedeyken inanılmaz bir keyif alıyorum. Aslında bu kadar göz önünde olmayı hiç istemiyordum. Müziği hobi olarak sürdürmeyi düşünüyordum ama halkın sevgisi ve ilgisi bu yolculuğu kaçınılmaz kıldı.
“Bir yolculuk tek başına yürünmez”
– Bu yolculukta sana ilham ve destek veren kişiler var mı?
Eğer profesyonel müziğe bir nebze de olsa adım atabildiysem bu Batman Kültür ve Sanat Derneği sayesindedir. Dernek Başkanımız Evin Öykü Vural en büyük destekçilerimden biri. Dernek üyemiz Jale Ekinci sayesinde müzikte ritim meselesini çözdüm. Ailem, arkadaşlarım ve tanıyan tanımayan herkesin desteğini iliklerime kadar hissediyorum. Bu röportaj vesilesiyle hepsine en içten teşekkürlerimi iletmiş olayım. İyi ki varlar.
“Ustaların izinde, kendi sesini aramak”
– Örnek aldığın bir sanatçı var mı?
Küçüklüğümden beri Şivan Perwer ve Ciwan Haco gibi büyük sanatçıların eserlerini söylemekten keyif alıyorum. Özellikle Ciwan Haco; hem toplumsal olaylara duyarlılığı hem de muhteşem eserleriyle hayran olduğum ve örnek almaya çalıştığım bir sanatçı. Kendisine sağlıklı bir yaşam diliyorum.
“Albüm bir başlangıç, hayal ise çok daha büyük”
– Sanatını icra ederken hayallerin ve hedeflerin var mı?
Çok yakın zamanda yoğun bir emekle hazırladığımız albümümüzü halkımızla buluşturacağız. Albümün ses getireceğini hissediyorum. Bu çalışma ile Kürt müziğine katkı sunabilmek beni çok heyecanlandırıyor. En büyük hayalim ise Kürtlerin özgür bir şekilde yaşayabildiği bir geleceğin mümkün olması.
Editor : Yusuf Kavak

