GAZETECİLİK BİR MESLEK DEĞİL, BİR DURUŞ
Gazetecilik artık sadece bir meslek değil; hızın, bilginin ve görünürlüğün sürekli değiştiği büyük bir mücadele alanı. Bu alanın içinde ise bazı isimler vardır ki, yalnızca haber üretmez; aynı zamanda mesleğin yönünü, sınırlarını ve sorumluluklarını da yeniden tarif eder.
Okan Geçgel, tam da bu isimlerden biri. 1993’ten bu yana süregelen gazetecilik yolculuğunda sahadan dijitale uzanan dönüşümün içinde yer alırken, yalnızca tanık değil; aynı zamanda bu dönüşümün aktif aktörlerinden biri oldu. Yerel medyadan ulusal platformlara, dernek çalışmalarından yayıncılık girişimlerine uzanan çizgide; gazeteciliği bir “bilgilendirme faaliyeti” olmanın ötesine taşıyarak bir duruş meselesi olarak konumlandırdı.
Bugün internet gazeteciliğinin karşı karşıya olduğu sorunlar, etik tartışmalar ve güven krizleri konuşulurken; Geçgel’in deneyimi hem bir tanıklık hem de bir yol haritası niteliği taşıyor. Bu röportajda yalnızca bir meslek hikâyesi değil, aynı zamanda medya dünyasının değişen kodlarına dair güçlü bir perspektif yer alıyor.
Gazeteciliğe giriş hikâyeniz nasıl başladı? Sizi bu mesleğe çeken neydi?
“Gazeteciliğe girişim 1993 yılında Aksaray’da başladı. O dönem Aksaray Belediyesi Basın Müdürü olarak görev yapan, aynı zamanda gazetecilik anlamında bana yol gösteren kıymetli büyüğüm Ali Genç’in çok büyük katkısı oldu. Kendisi bugün de Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği’nin (TİGAD) Aksaray İl Temsilcisi olarak görev yapıyor. Onun önerileri, yönlendirmeleri ve en önemlisi bana duyduğu güven sayesinde bu mesleğe ilk adımımı attım. Açıkça ifade etmek gerekirse, meslekte “hocam” diyebileceğim nadir isimlerden biridir ve üzerimde emeği büyüktür. O yıllarda gazetecilik, bugünkü gibi dijital imkânların yoğun olduğu bir alan değildi. Daha çok sahaya dayalı, insanla iç içe, emeğin ve sabrın ön planda olduğu bir meslekti. Bu da aslında gazeteciliğin özünü daha iyi anlamamı sağladı. Çünkü gazetecilik masa başında değil, hayatın içinde öğrenilen bir meslektir. Beni bu mesleğe çeken en önemli unsur ise insanların dertleriyle dertlenme isteğim oldu. Toplumda yaşanan sorunlara kayıtsız kalmak hiçbir zaman bana göre olmadı. Bir insanın sesi olabilmek, bir mağduriyetin giderilmesine vesile olmak, bir yanlışın düzeltilmesine katkı sunmak… İşte bu duygular beni gazeteciliğe bağladı.
Gazetecilik benim için sadece bir meslek değil, aynı zamanda bir sorumluluk ve bir duruştur. Basın ahlak kurallarına harfiyen uymayı, etik değerleri her şeyin üstünde tutmayı kendime ilke edindim. Bugüne kadar yaptığım her haberde bu hassasiyetle hareket ettim. Doğruluğu, dürüstlüğü ve tarafsızlığı hiçbir zaman ikinci plana atmadım. Ben milletini ve devletini seven, olaylara milli bir perspektiften bakan, devletin menfaatlerini her şeyin üstünde gören bir anlayışa sahibim. Gazetecilik yaparken de bu bilinçle hareket ettim. Çünkü inanıyorum ki bir gazeteci sadece haber yapan değil, aynı zamanda toplumsal sorumluluk taşıyan bir bireydir. Devletin bekası, milletin birliği ve geleceği her şeyin üzerindedir ve bu bilinçle yapılan gazetecilik gerçek anlamını bulur.”
Bugün dönüp baktığınızda “iyi ki bu yolu seçmişim” dediğiniz an hangisi?
“33 yıllık meslek hayatıma baktığımda “iyi ki” dediğim çok fazla an var. Ama bunların ortak noktası hep şudur: İnsan hayatına dokunabilmek. Bir haber yaptığınızda bir mağduriyet ortadan kalkıyorsa, bir sorun çözüme kavuşuyorsa ya da bir insanın sesi duyuluyorsa işte o an bu mesleğin ne kadar kıymetli olduğunu anlarsınız. Gazetecilik sadece bilgi vermek değil, aynı zamanda çözümün bir parçası olmaktır. Benim için en anlamlı anlar, yaptığım haberlerin sahada karşılık bulduğu anlardır. Bir vatandaşın “Allah razı olsun, sesimizi duyurdunuz” demesi bütün yorgunluğu unutturur. İşte o zaman dönüp kendinize dersiniz ki: “İyi ki bu yolu seçmişim.” Bu meslek zor bir meslek. Zaman zaman baskılarla, zorluklarla karşılaşabilirsiniz. Ama eğer doğru yoldaysanız ve vicdanınız rahatsa bu zorluklar sizi yıldırmaz, aksine daha da güçlendirir. Ben de bugüne kadar hiçbir zaman duruşumdan taviz vermedim ve bundan sonra da vermem.”
Kent ve Başkan Dergisi’nin yayın çizgisini belirlerken hangi değerleri ön planda tutuyorsunuz?
“Kent ve Başkan Dergisi’nin yayın çizgisini belirlerken en temel aldığımız değerler; doğruluk, etik ilkeler, kamu yararı ve şeffaflıktır. Yerel yönetimlerin çalışmalarını objektif bir şekilde ele alırken, aynı zamanda halkın doğru bilgiye ulaşmasını sağlamayı hedefliyoruz. Ancak biz sadece bir dergi çıkarmıyoruz; aynı zamanda bir anlayışı temsil ediyoruz. Bu anlayış; yerli ve milli değerlere bağlı, devletin bölünmez bütünlüğünü esas alan ve milletin hassasiyetlerini gözeten bir yayıncılık anlayışıdır.
Bunun yanı sıra Kent ve Başkan Dergisi ile birlikte Kayseri Ekonomi Dergisi’ni de yayınlamaya başladık. Kayseri, Türkiye’nin en önemli ticaret ve sanayi şehirlerinden biridir. Ekonomi ile anılan bir şehrin ekonomik gelişimini kayıt altına almak gerektiğine inanıyoruz. Bu amaçla gazeteci ağabeyim Üstün Tuncer ile birlikte bu yayını hayata geçirdik. Bugün aynı zamanda Uyan Gazetesi, Kent Gündemi Gazetesi, Kent ve Başkan Dergisi ve Kayseri Ekonomi Dergisi’nin genel yayın yönetmenliğini yürütüyorum. Bunun yanında çeşitli ulusal ve yerel platformlarda yazılar yazıyorum. Yazılarımda temel amacım; toplumu aydınlatmak, sorunları dile getirmek ve çözüm önerileri sunmaktır. Beni takip edenler bilir ki 33 yıldır duruşumdan hiçbir zaman taviz vermedim. Bu duruş; doğruluktan yana, milletten yana ve devletin menfaatlerini önceleyen bir duruştur.”
TİGAD Genel Başkanı olarak en öncelikli hedefleriniz neler?
“TİGAD Genel Başkanı olarak en öncelikli hedefim, internet gazeteciliğini daha güçlü, daha saygın ve daha kurumsal bir yapıya kavuşturmaktır. Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği’ni İstanbul’da gazetecilik yapan çok kıymetli dostum İzzet Aydın ile birlikte kurduk. Kendisi derneğimizin kurucu başkanıdır. İzzet Başkan ile bu süreçte hem önemli mücadeleler verdik hem de unutulmaz anılar biriktirdik. Dernekçilik faaliyetini amacına uygun bir şekilde yürütmeye gayret ettik ve bugün geldiğimiz noktada bu çabanın karşılığını aldığımızı düşünüyorum. Kuruluş amacımız çok netti: İnternet medyasının yasal bir zemine oturtulması, bu alanda çalışan gazetecilerin haklarının korunması ve sektörün sorunlarının güçlü bir şekilde gündeme taşınması. Bu doğrultuda önemli adımlar attık. Özellikle internet medyasının yasalarca tanınması sürecinde ciddi katkılar sunduk. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirdiğimiz görüşmeler bu sürecin en kritik aşamalarından biriydi. Hem Adalet Komisyonu’nda hem de Dijital Mecralar Komisyonu’nda aktif çalışmalar yürüttük.
Bugün geldiğimiz noktada çalışmalarımızı daha da ileriye taşıyoruz. Çalıştaylar düzenliyor, eğitim programları gerçekleştiriyor ve yeni nesil gazeteciliğin doğru anlaşılması için yoğun çaba sarf ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki güçlü bir medya ancak bilinçli ve eğitimli gazetecilerle mümkündür.
Aynı zamanda yerel medyanın güçlendirilmesi bizim için hayati öneme sahiptir. Çünkü Anadolu medyası güçlü olmazsa Türkiye’de gerçek anlamda bir medya dengesi kurulamaz.
Hedefimiz; etik değerlere bağlı, milli ve yerli bir anlayışla hareket eden, devletinin ve milletinin yanında duran güçlü bir medya yapısını inşa etmektir.”
Türkiye’de internet gazeteciliğinin en büyük sorunları sizce neler?
“İnternet gazeteciliğinin en büyük sorunlarının başında ekonomik sürdürülebilirlik geliyor. Reklam gelirlerinin adaletsiz dağılımı özellikle yerel medyayı zor durumda bırakıyor. Bunun yanı sıra etik sorunlar da ciddi bir problemdir. Doğrulanmamış haberlerin yayılması, sansasyon uğruna yapılan yayınlar ve bilgi kirliliği gazeteciliğin itibarını zedeliyor. Bir diğer önemli sorun ise meslek bilincinin zayıflamasıdır. Herkesin kendini gazeteci ilan ettiği bir ortamda gerçek gazetecilerin emeği gölgede kalabiliyor. Bu nedenle meslek standartlarının daha güçlü bir şekilde uygulanması gerekiyor.”
Günümüzde haber güvenilirliği nasıl yeniden inşa edilebilir?
“Haber güvenilirliği ancak etik kurallara sıkı sıkıya bağlı kalınarak yeniden inşa edilebilir. Gazetecilikte doğruluk ve dürüstlük vazgeçilmezdir. Bir gazeteci, haber yaparken kişisel çıkarlarını değil kamu yararını gözetmelidir. Kaynağı doğrulanmamış hiçbir bilgi paylaşılmamalıdır. Çünkü bir yanlış haber sadece bir kişinin değil, toplumun güvenini de zedeler. Güvenilirlik zamanla kazanılır ama bir hatayla kaybedilir.”
Sosyal medyanın gazeteciliğe etkisini nasıl yorumluyorsunuz?
“Sosyal medya gazeteciliği dönüştüren önemli bir araçtır. Ancak bu dönüşüm beraberinde riskleri de getirmektedir. Bilgiye hızlı ulaşım avantaj sağlarken, aynı zamanda bilgi kirliliğini artırmaktadır. Gazetecilerin bu noktada çok daha dikkatli olması gerekir. Hızın peşine kapılmadan doğruluk ilkesinden sapmamak zorunludur.”
Yoğun tempoda motivasyonunuzu nasıl koruyorsunuz?
“Motivasyonumu yaptığım işin anlamından alıyorum. Gazetecilik topluma hizmet eden bir meslektir. Bu bilinçle hareket ettiğinizde yorgunluk ikinci planda kalır. Üretmek, yazmak ve topluma katkı sağlamak beni motive eder. Ekip çalışması da bu noktada çok önemlidir.”
Önümüzdeki dönemde TİGAD için planlarınız neler?
“Eğitim projelerine ağırlık vermeyi planlıyoruz. Gazetecilerin mesleki gelişimini desteklemek ve etik bilinci artırmak önceliklerimiz arasında. Ayrıca uluslararası projelerle Türk medyasını daha ileriye taşımayı hedefliyoruz. Yerel medyayı güçlendirecek projeler de gündemimizdedir.”
Türk medyasının geleceğine dair en büyük umudunuz ve endişeniz nedir?
“En büyük umudum etik değerlere bağlı, güçlü ve bağımsız bir medya yapısının oluşmasıdır. En büyük endişem ise bilgi kirliliği ve etik değerlerin zayıflamasıdır. Benim hayalimdeki gazeteci; devletinin bekasını önceleyen, milletin birliğini esas alan, milli ve yerli değerlere bağlı, aynı zamanda doğruluktan ve dürüstlükten asla taviz vermeyen gazetecidir. Gazetecilik bir duruştur. Bu duruş; devletin bölünmez bütünlüğünü koruyan, milletin değerlerine sahip çıkan ve her şartta hakikatin yanında olan bir anlayıştır. Eğer bu anlayışı yaygınlaştırabilirsek Türk medyasının geleceği çok daha güçlü olacaktır.”
Editor : Yusuf Kavak